S A N A T A K I M L A R I

S A N A T  A K I M L A R I

  MANIERISM

Rönesans anlayışını takip eden süreçte ve daha sonrasında
Avrupa'ya ve Avrupa ülkelerinin deniz aşırı sömürgelerine uzun süre hakim olan barok sanattan önce kısa bir süre için etkin olan akıma Manierism denir.

Bu sanatın gerçek öncüsü Michalengelo Buonarroti olarak gösterilir.Bütünüyle kopmuş görünmesede Rönesans anlayış ve kurumlarına karşıt bir tavrı vardır. Bu süreçte Avrupa’nın tüm dini ve sosyal kurumlarının kökten sarsıldığı ve reform hareketlerinin güç kazandığı bir zamanı kaplar. Kiliseye ve sosyal otoriteyle
birlikte tam anlamıyla bir yenilenmeye giren sanat çevreleri bu belirsiz ve
değişken ortam içerisinde eskiden tam anlamıyla kopmamış gibi görünsede
ona karşı çıkan bir tavır içindedir. Rönesansın dengeli ve uyumlu formları bozulmuş
hareketlenme ve uzama eğilimiyle geometrik belirlilik ve çizgisel bütünlük kaybolmuştur. Bu akım kurallara karşı çıkan tavrıyla belirsizlikler ortamının
kaosunuda yansıtmaktadır.

ü     Michalengelo Buonorroti(1475-1564)

ü     Jacopo Carucci da pantormo(1494-1556)

ü     Francesco Parmiagianino(1503-1540)

ü     Pieter Veronese(1525-1569)

ü      El Greco(1541-1614)

 

   Michalengelo Buonorroti

  BAROK

17. y.y. başından 18. y.y. son çeyreğine kadar uzanan Avrupa sanatına hakim olan bu akıma Barok ismi bir yakıştırmadır. Barok sanatı herşeyden önce karşıt reform hareketiyle doğmuştur. Bu sebeple de ana kaynağı Roma ve Papalik çevresinde şekillenen anlayıştan beslenmiştir. Rönesans anlayışına ve reform hareketlerinin getirdiği yeni anlayışlara karşı bir propogandayı hedefler. Kaybedilen Hıristiyan ruhun yeniden kazanılması ve ruhsal kurtuluş için seslenmeye dönüşmüştür. Bu sebeple yoğun bir psikoloji birikimi ve duyarlılığı bünyesinde toparlamaktadır. Merhamet ve acıma, ihtiras ve heyecan görkem ve şaşırtıcı bir taşkınlıkla yoğrulan barok eserler; dini ve din dışı konularda büyük bir tesir gücüne sahiptir. Rönesansa hakim olan geometrik ve sinirli formlar ve çizgisel renkler ve ışıklarla dağıtılmış olan formların psikolojik etkinlik kaynağı olarak renk anlayışı hakim olmuştur. Kullanılan renklerde ışık ve gölge kullanımının denetimi altında derin bir duyarlılığa yönelmiştir. Barok sanat mimari alanda muhteşem eserler vermiştir.

Barok anlayışının en son süreci içerisinde duyarlılık üst düzeye çıkmış ve bu süreç barok sanattan farklı özellikler göstermeye başlamıştır. Bu sürece ROKOKO adı verilir.

ü     Caravaggio(1573-1610)

ü     Annibale Carracci(1560-1609)

ü     Giovanni Battista Tiepolo(1696-1870)

ü     Antonio Canaletto(1697-1768)

ü     Francesco Guardi(1712-1793)

ü     Adam Elsheimer(1578-1610)

ü     Pierre Paul Rubens(1577-1640)

ü     Jacop Jordaens(1593-1678)

ü     Antony Van Dyck(1599-1641)

ü     Vermeer Van Delf(1632-1675)

ü     Jan Van Goyen(1596-1656)

ü     Jacop Van Ruisdael(1628-1682)

ü     Diego Velazquez(1599-1660)

ü     Claude Gellee Lorraine(1600-1682)

ü      Antoine Watteau(1684-1721)


                                                                                                                                                        Caravaggio

  NEO KLASIZM

18. y.y. ın ilk yarısından itibaren Avrupa sanatında belirgin bir değişim gözlenir. Barok anlayışa ve Rokoko sanatın aşırı taşkın süslemeleri ile sembolik tavrına tepki olarak doğan bu sanat anlayışının amacı Barok öncesi dönemin saf kabul ettikleri sanat anlayışına dönmektir. Antik devir hayranlığının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 

Bu akıma mensup sanatçılar için önemli olan çizgi ve form olup renkler ve ışık etkileri bütünüyle bir çizgi ve form bileşkesine bağlıdır. Antik form anlayışı her şeye hakimdir. Neo-klasik anlayışı Fransız İhtilali ile çakışan bir ölçüde de Napoleon devrinin sanat anlayışı olmuştur.

ü     Antonio Cannova(1757-1822)

ü     Johan Gottfri Schadow(1764-1860)

ü     Jacques Louis David(1748-1825)

ü      Jean Pomuste Dominique Ingres(1780-1867)


                               Jacque Louis

  ROMANTIZM

Neo klasizme tepki olarak doğan Romantizmin kökleri 1780 yılına kadar uzanır. 19. y.y. başlarında Germen nazarenleri adlı gurup 1809’da Viyana’da kuruluşu ve akabinde 1810’da Roma’da toplanmasıyla resmiyet kazanır. Bu akımın oluşumunda Fransız İhtilali sonrası oluşan hareketliliğin ve özgürlükçü ve 3 milliyetçi akımlarında etkisi büyüktür. Din ve mistik anlayışın temelinde yatan duyum ve duygusallık dönemin hareketli yaşamından konu almakta ve değişen bir orta sınıf anlayışının yansıması olarak hareketlilik kazanmaktadır. Gizem ve yapaylıktan arınmışlığın temelini oluşturduğu romantik hareket içinde bilinmeyene, tarihe, tarihi olaylara, yiğitliklere, doğa ve egzotik uzak ülkelere karşı büyük bir alaka vardır.

Durağanlığın yerine hareket ve enerji geçerken devamlı değişen ve esrarengiz bir kaynak olan doğa görüntüleri büyük önem kazanmıştır. Bunun sonucu renklere ve doğanın ışığına karşı bir yönelme olmuş ve Neo-klasik anlayıştaki dengeli kompozisyon şeması kırılarak yerine asimetrik bir enerji teşekkülü geçmiştir.

ü     Ludwig Adrian Richter(1803-1884)

ü     Caspar David Friedrich(1774-1840)

ü     Alfred Rethel(1816-1859)

ü     Philipp Otto Runge(1877-1810)

ü     Eugene Delacroix(1798-1863)

ü     Francisco De Goya(1746-1828)

ü     William Blake(1757-1827)

ü     John Constable(1776-1837)

ü     Joseph Mallord William Turner(1775-1851)

ü      Dante Gabriel Rossetti(1828-1882)


                                                                                             Eugene Delacroix

  EMPRESYONIZM (İZLENİMCİLİK)

Akımın en önemli özelliği bir izlenimin uyardığı duyguların duyulduğu gibi üretilmesidir.  Resimlerin açık havada yapılmakta olmasından dolayı çabuk çalışmanın gereğiyle detaya önem verilmemiştir. Perspektif renk tonlarıyla uygulanmaktadır. Açık yani prizmatik renkler kullanılmakta, tablolarda fırça darbeleri rahatlıkla izlenebilmektedir. Genellikle su, gökyüzü gibi doğa konularında çalışmalar yapılmıştır.

Daha sonralar ise Neo empresyonizm ortaya çıkmakta, bu akımda ise fırça vuruşları noktalar halinde uygulanmaktadır.

Empresyonizm, 19. y.y. ın ilk çeyreğine kadar olan dönemde görülmektedir.

ü     Edouard Manet(1832-1883)

ü     Claude Monet(1840-1926)

ü     Camille Pissaro(1830-1903)

ü     Alfred Sisley(1839-1899)

ü     Auguste Renoir(1841-1919)

ü      Edgar Degas(1834-1917)


                                                                                                                 Claude Monet

  POST EMPRESYONIZM

Empresyonizm ile yakın temasları olmasına rağmen resim tarihinin bazı büyük sanatçıları gerek izlenimci çizginin dışında kalarak, kendi özel tarzları veya tekniklerini geliştirmiştir. Bunlar arasında bazıları kişisel tavırları ve bireyci özellikleriyle Ekspreyonizm için öncü özellikler göstermektedir. Bazılarıysa bilimsel optik arayışlara ağırlık vererek daha farklı bir tutum geliştirmiştir.

ü     Paul Cezzanne(1839-1906)

ü     Paul Gauguin(1848-1903)

ü      Vincent Van Gogh(1853-1890)


                                                  Vincent Van Gogh

  DE STIJL (NEO PLASTİK HAREKET)

1917-1931 yılları arasında etkinlik gösteren bu hareket, matematiksel bir çıkışla sanata yeni bir yön vermeyi hedeflemişti. Son derece yalın bir biçim alan sanat yapıtı sadece dikey veya yatay çizgilerden ibaret bir görünüm içindeyken renk dizgeside üç ana renge yani sarı, kırmızı ve maviye bağlı kalınmıştır. Bu harekete bağlı sanatçılar için evrenin temeli tamamen yatay ve dikey çizgilere dayanmaktadır. 

De Stijl hareketi üç safhalı bir gelişim göstermiş olup 1916-1921 arasındaki "Formalist Safha" Hollanda'da, 1921-1925 arasındaki "Olgun Safha" Uluslararası bir boyutta görünürken 1935-1931 arası "Dönüşüm Safhası" dağılım aşaması olarak geniş bir alanda kendini göstermiştir.  

ü      Piet Mondrian(1872-1944)


                                                                                                             Piet Mondrian

  KONSTRUKTIVIZM (YAPICILIK)

20. y.y.  ikinci on yıllık süresi içinde aktif olan önemli bir sanat hareketidir. Hareket Rusya’da doğmuş ve 1917 devrimini müteakiben etkinlik göstermiştir. Yeni doğan bu dünya düzeni içerisinde sanatçının bir mühendis ve bir bilim adamı olduğunu kabul eden bu harekete bağlı sanatçılar yeni kurulmakta olan bir düzenin yeni kurallara ihtiyaç duyduğuna inanmaktadır. Burjuva ön yargılarına şiddetle karşı çıkan konstruktivistler, sanat için sanat fikri ve gerçeğin yorumu ve tasviri anlayışına da tepki göstermektedirler. Materyalist tavrı yeni bilimsel ve materyal biçimlerde belirlemeye çalışarak toplumsal olarak faydalı ve kullanılabilir şeylerin yeni biçimlerin kaynağı olduğunu kabul ederlerdi. Toplumu ve sanatı bütünleştirme çabasında makine ve insan bilinci zamanlarını yansıtacak güçte olup 20. y.y. ın değişen şartlarına uygun bir estetik yaratmak istiyorlardı. En önemli sanatçıları endüstriyel desen, ahşap, metal ve seramikle birlikte film ve tiyatro ile uğraşan Vladimir Tatlin, tipografi, poster, fotograf ve film ile uğraşan Alexander Rodchenko, mimari ve iç dekorasyonla uğraşan El Lissitzky ve insan duygularını şekillendiren psikolojik fenomen  ve iç fenomenlere eğilen Naum Gabo olmuştur. Sanat tarihi içerisinde bu akıma bağlı olarak şekillenen en ilginç eser bir proje olarak kalan 3.Enternasyonale anıtıdır. Geleceğe dönük eser olarakta ünlenen bu eser, uzay çağı dinanizmine uygun bir düşüncenin ürünü olup masif bir spiral olarak teşkilatlandırılmıştı. İçinde bir silindir, bir küp, bir küre asılı olup, çeşitli mimari mahalleri ihtiva edecekti. Bugün ayakta kalan en önemli konstruktivist eser ise Moskovadak, Lenin’in mozolesidir.

ü     Vladimir Tatlin(1885-1953)

ü     Alexander Rodchenko(1891-1977)

ü     El Lissitzky(1890-1941)

ü      Naum Gabo(1890-1977)


                          Vladimir Tatlin

  SUPREMATIZM (YÜCELEYİCİLİK)

1913’de bir tavir olarak Rusya'da doğan akım; çağın mekanik doğasına uygun bir karaktere sahiptir. Doğa görüntülerinin taklitini reddederek, geometrik formların temelini teşkil ettiği bir ifadeselliği yeğlemekteydi. Gelenekselleşmiş anlatım biçimlerini reddederek, yeni gerçekleri yakalmaya çalışıyordu. Bu geometrize gerçekler doğanın kaosu içerisinde insanın yücelişini sembolize eden temel elemanlar olarak doğal olgular içinde bulunmayan görüntülerle uygulandı. Temel geometrik eleman kareydi. Konstruktivistler gibi sanatın faydacılığı savunmalarına rağmen onlardan ayrılan ferdiyetçi bir tavrı benimsemişlerdi. Sanatçının mühendis ve bilim adamı olması fikrine karşı çıkarak, hür bir sanatçı tipi oluşturmayı hedeflediler. Sanat eserinin bilinç altı zihnin tezahürü olduğunu savunarak, insan yapısı meteryal özünü değil, ama evrenin açıklanamaz bilinmezliğini ifade için bir arzu olduğunu ilke edinmişlerdi.

ü      Kasimir Malevich(1878-1935)


                   Kasimir Malevich

  ABSTRE EKSPRESYONIZM (SOYUT DIŞAVURUMCULUK)

Ekspresyonizmin uzantısı olarak 1940’lı yılların sonunda doğan bu akım 1950 yılları içinde gelişmiş olup, 1960 ve 1970 yıllarında etkisini yoğun bir biçimde göstermiştir. Dogmatik olmaktan çok araştırmacı bir tutum sergileyen bu hareketin metafizik sanılara duyduğu alaka belirgindir. Bilinç ve bilinçsizlik arasındaki karşıtlığa önem vererek derin seviyelere inmeyi hedeflemişlerdir. Zıtlıkların bütünlüğü içinde otomatik yaratıma önem vermesi, sürrealist akımlardan aldığı etkilerle bağlantılıdır. Bu akım içindeki sanatçıların ilgi odağı Junf felsefesidir. Arketipler ve bunların üretilmesi önem taşır. Soyut bir üretimin egemen olduğu bu akımda doğaçlamaya önem veren sanatçılar iç birikimin tümüyle dışa vurumuna ağırlık vermişlerdir. Derinliği olmayan yeni mekanlarda kurulan sanat eserleri, seyirci için ima edilen bir özümseme ortamı yaratmayı hedefleyerek boşluk içinde şartlanmışlıktan onu kurtarmayı hedeflemektedirler.

ü     Jean Dubuffet(1901-1985)

ü     Francis Bacon(1909-1992)

ü     Arshile Gorky(1905-1948)

ü     Willem De Kooning(1904-)

ü     Franz Kline(1910-1962)

ü      Philip Guston(1913-1980)

                                                             Jean Dubuffet

  KINETIC ART (DEVRİMSEL SANAT)

Hareketin tasviri anlayışından yola çıkarak ortaya çıkan bu harekete konstruktivizmin etkisi büyük olmuştur. Eserleri hareketin kendisiyle değil, hareket etkisi yapmasıyla ilgilidir. Kinetic sanat için özgün etki, eserin karşısında hareket eden seyirciden kaynaklanmaktadır. Seyirciler eseri elleyebileceği gibi onu harekette ettirebilir. Geleceğe yönelik tavrı ile futurizmden de etkilenen bu akım, farklı olan hareketi biçimsel bir şekilde değil de bizzat hareketli bir nesne biçiminde ifade etmesidir.

1950 yıllarında gelişim gösteren bu sanat akımı dört tip olarak ele alınır.

1.     Gerçekten hareketli

2.     İzleyicinin hareketiyle hareketlenen

3.     Işık yansıması yapanlar

4.     İzleyenin katılımını gerektirenler.

ü     Naum Gabo(1890-1977)

ü     Alexander Calder(1898-1976)

ü      Josef Albers(1888-1976)


                                                                  Josef Albers

  POP ART

İlk defa 1954’te kullanılan Pop-art terimi, popüler bir sanatı hedef alan bir akıma işarettir. 1962’de alanı genişleyerek farklı bir boyut kazanmışlardır. Tamamen konu, stil ve temleri bir tarafa koyarak günümüz dünyası içinde yaşayan sıradan insanın ruhunu yansıtmayı hedeflemişlerdir. Popüler ve elit sanat ayrımına karşı çıkan, entellektüellikten çok fiziki bir etkilenmeyi amaçlayan bu akım daha çok dekoratif anlayışa yönelmiştir. Kent külturünün odağını teşkil ettiği ana anlatım temleri fotograflar, çizimler ve reklamlardan alınma ve sıradan insanın belleğine ter etmiş imgelem biçimlerini kullanır.

ü     Richard Hamilton(1922-)

ü     Eduardo Paolozzi(1924-)

ü      David Hockney(1937-)


                                         Eduardo Paolozzi

  OP ART

1962’den sonra Kinetic sanattan etkilenerek ortaya çıkmıştır. Gözün yanılabilirliği üstüne araştırmalardan yola çıkarak 2. ve 3. boyutu incelemeye yönelmiştir. Konstruktivist anlayıştan yola çıkarak uyumlu göz olgusunu irdelemişlerdir. Bunun içinde beyin veya gövde fiziki etkilenmeye neden olan ve izleyiciyi hayret ve aldanmaya yöneltecek imajlar yaratmayı hedeflemişlerdir. Psijik etki ve fiziki gerçekler arasındaki zıtlığı vurgulayarak çok boyutlu bir görüntü üzerine yerleşen sanatsal biçimi oluşturmak ister.

ü    

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !